Özgür Yıldırmaz

www.yildirmaz.org

ana sayfa

özgür yıldırmaz soy ağacı güzel iletiler inşaat mühendisliği iletişim

İnsanın kendisini anlatması gerçekten zormuş. Nereden başlayacağımı bilemiyorum. Şimdilik birşeyler karalayacağım, zaman içerisinde düzene gireceğini düşünüyorum. 

Nerelisin deyince verdiğim cevap "Çırmıhtı" oluyor. Malatya'nın Yeşilyurt ilçesine orada yaşayanların verdiği isim. Daha doğrusu devletin vermiş olduğu Yeşilyurt ismi kağıt üzerinde geçerli sadece. Öğretmen olan babamın görevi sebebiyle Sivas'ta doğmuşum, bir süre de Kağızman'da (Kars) kalmışız. Ben 5-6 yaşlarındayken memleketimiz Çırmıhtı'ya geldik. Orada büyüdüm. Çok güzel bir çocukluğum oldu, şimdiki çocukları görünce gerçekten üzülüyorum, içim burkuluyor. İlkokulu Gazi İlkokulunda bitirdim. Sevgili öğretmenimiz, annemiz, Sayın Aysel Özavcı'ya bu vesileyle tekrar saygı ve teşekkürlerimi iletiyorum. Bugünlere gelmemde onun payı büyüktür. Onu ve çok sevdiğim oğlu Alper Özavcı'yı çok aradım ama bulamadım. Bu sayfayı yapma sebeplerimden birisi de buydu. Umarım Aysel annemizin sağlığı yerindedir. Ortaokulu Yeşilyurt Lisesi'nde okudum. Bütün arkadaşlarımı çok özledim, umarım hepsi mutlu birer aile kurmuşlardır. Okuduğum lise ise, son sınıftayken adının değiştirilmesini halen hazmedemediğim, Malatya Turan Emeksiz Lisesi. Dokuz Eylül Üniversitesini kazanmam sebebiyle 1991 yılında İzmir'e geldim ve o gün bugündür buralardayım.

Beni tabi ki en iyi, dostlarım tanımlayabilir. Ama kendimce anlatmaya çalışırsam: Hayata pozitif bakmaya çalışan, ama bunu pek beceremeyen, neşeli ama sinirli, yüksek sesle ve çok konuşan, insanları seven ve kızan, amatör olarak fotoğrafçılıkla uğraşan, Ruhi Su, Erkan Oğur ve halk müziği aşığı, aynı zamanda dans etmeyi çok seven, arada Rock barlara takılan, zaman yokluğunu bahane edip az kitap okuyan, Nazım Hikmet Ran, Ahmet Arif ve Orhan Veli Kanık en çok sevdiği şairler olan, kesinlikle paylaşımcı, libidosu yüksek bir adamım. İçimdeki çocuğu öldürmemeye gayret ediyorum :-)

Hayatı çok seviyorum, hayatın küçük anlardan oluştuğunu ve o anları güzel yaşamamız gerektiğini düşünüyorum. Bazen elimizde olmasa da hayata çok büyük anlamlar yüklediğimizi ve o anları kaçırdığımızı, bugünü pek yaşayamadığımızı düşünüyorum.

Depremlerin-sellerin insanları öldürmediği, gelir dağılımının adilane olduğu, çalışanların hakkını aldığı, çalışmadan köşeyi dönme zihniyetinin itibar görmediği, cinselliğin sömürülmediği, dünyanın en pahalı akaryakıtının kullanılmadığı, politikacıların rüşvet yemediği, milletvekillerinin meclise girme amaçlarının gerçekten "millete vekillik" olduğu, Bakanların, yiyen-götüren-çalan-çırpan veya sadece "bakan" değil de, aynı zamanda "gören" ve yapan, çözüm üreten olduğu, dinin siyasete alet edilmediği, kamu mallarının "özelleştirme" adı altında yağmalanıp peşkeş çekilmediği, parti kadrolarına leş yiyicilerin üşüşmediği, insanların dil-din-ırk veya milletlerinden dolayı aşağılanmaya veya ayrıma tabi olmadığı, "siyasi suçlu" teriminin olmadığı, bizi yönetenlerin Amerika'dan icazet almadığı, müzik, spor, sanat, bilim ve edebiyatta başarılı olan ve bu değerlerini korumak için örgütlü bir demokrasiye sahip "Bağımsız Türkiye'de" yaşamak dileğiyle.

Güncelleme : 25 Kasım 2006 Saat: 19:06

Bu arada, İzmir'de dolaşırken tesadüf eseri beni gören, aradan 15 yıl geçmesine rağmen tanıyan, arkamdan Özgür diye seslenen sevgili ilkokul arkadaşım Ufuk Can Yıldırım'a kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum.

Klasik Öz Geçmişim

Çağdaş Harmandalı, 11 Haziran 2007 de ailemize katıldı. Sevgili kardeşim Eylem ve Eniştem Özcan'ı en güzel duygularımla öpüyorum. Abi olan sevgili yeğenimiz Deniz'i de sımsıkı kucaklıyoruz... Hoşgeldin Çağdaş bebek...
 

"BAĞIMSIZ, ANTİEMPERYALİST, DOĞAL KAYNAKLARI VE STRATEJİK KURUMLARI HALKA AİT BİR TÜRKİYE İÇİN MÜCADELE ETMELİYİZ!"

 

"MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI, HIRSIZLIĞIN, ÜÇKAĞITÇILIĞIN KILIFI OLMUŞ DURUMDADIR. mİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILMALIDIR"

                     

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi 
uzanan bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, 
dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, 
bu davet bizim...Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi KARDEŞÇESİNE,
bu hasret bizim...

 

Nazım Hikmet Ran

 

Ne işin var Tanrı ile aramda

Sen kimsin ki orucumu sorarsın?

Hakikaten gözün yoksa haramda

Başı açığa neden türban sorarsın?

 

Rakı, şarap içiyorsam sana ne

Yoksa sana bir zararı, içerim

İkimiz de gelsek kıldan köprüye

Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

 

Esir iken mümkün müdür ibadet

Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...

Senin gibi dürzülerin yüzünden

Dininden de soğuyacak bu millet.

 

İşgaldeki hali sakın unutma

Atatürk'e dil uzatma sebepsiz

Sen anandan yine çıkardın amma

Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.

 

Murat Çelik

Oy dere Kızıldere

Böyle akışın nere

Bizde halmı bıraktın

Sana can vere vere

 

Dere bizim deremiz

Suyu alın terimiz

Söyle nedendir dere

Vurulur geçlerimiz

 

Dere böyle durulmaz

Gence kurşun vurulmaz

Sanma zalim olandan

Birgün hesap sorulmaz.

 

1995 Yılında Marmaris tarafından İzmir'e doğru otostop çektiğim araçta minolta marka fotoğraf makinemi unuttum. Çok aramama rağmen bulamadım. Kırmızı bir mazda 3.23 Sedan araçtı yanlış hatırlamıyorsam. Makinedeki film benim için çok değerli. Eğer bu filmi bastırdıysanız lütfen iletişim kuralım. Tavşanının adı Bıdık, köpeğinin adı Raki, oğlunun adı Mert olan birini arıyorum.  Umarım yardım gelir! Datça'da yazlıkları vardı sanırım.

ekin yıldırmaz ve  toprak yıldırmaz fotoğraf albümü

doğa teknik epoksi

doğa teknik endüstriyel